Erdem Nedir? Bir Cümleyle Anlatılabilir Mi?
Erdem nedir, diye sorarsanız, aslında size pek çok şey söyleyebilirim. Ama önce şunu söylemeliyim: Erdem, tam olarak tanımlanabilen bir kavram değil. Bu konuya girmeden önce şunu netleştirelim: Erdem üzerine konuşmak, bazen iyi niyetli ama çoğu zaman pek de sağlıklı olmayan bir entelektüel egzersize dönüşebiliyor. Dışarıdan bakıldığında, herkesin çok iyi bildiği ve kendine yakışan şekilde sahip olduğunu düşündüğü bir değer olabilir. Ama bana sorarsanız, “Erdem nedir?” sorusu, daha çok, neyin erdemli olup olmadığını sorgulamakla ilgilidir. Yani, herkesin elinde bir “erdem” tanımı varsa, her biri farklı sosyal ortamların ve bireysel deneyimlerin oluşturduğu birer anlam taşır.
Hadi gelin, biraz açalım.
Erdem: Toplumsal Bir İllüzyon
Erdem, toplum tarafından şekillendirilen ve zaman zaman kişisel gelişimin en temel yapı taşlarından biri olarak sunulan bir kavram. Ama bu “toplumsal” yönü, tartışmaya başladığınızda karşınıza çıkacak ilk büyük engel. Hani “Erdem nedir?” diye soran birinin cevabı her zaman doğrudan, net ve keskin olur. Ya da tam tersine; zıtlıkları kabul etmek ve insanların farklı değerler üzerine inşa ettiği anlamlarla barışmak gerekir. Erdem, kişisel ve toplumsal değerlerin kucaklaştığı bir alanda şekillenir.
Erdem, basitçe söylemek gerekirse, doğruyu yapmaktır diyenler var. Peki ya bu “doğru”yu kim belirliyor? Toplum? Ahlak kitapları? Zaten işin içine bu tür çok soyut “doğrular” girdiği anda, erdemin çok da basit bir şey olmadığına, daha doğrusu, herkesin farklı bir “doğru” tanımına sahip olduğuna şahit olursunuz. “Erdemli olmak” çok büyük bir kavramı bir cümlede tanımlamaya çalışmak, sanırım en büyük tuhaflık.
Erdemin “Güçlü” Yanları
Erdemin güçlü yanı, herkesin birbirine “ahlaken doğru” davranma sorumluluğunun hatırlatılmasıdır. Toplumun düzenini sağlamak için de bu gereklidir. Mesela, kimseyi haksız yere kötülememek, başkalarının haklarına saygı göstermek gibi değerler… Bunlar önemli ve insanlar arasında saygıyı artıran şeyler. Ama gerçek şu ki; bazen erdemli olmak, o kadar basit değil. Erdemli biri, öyle her zaman herkesin hoşuna giden şeyleri söylemez. Bazen doğru bildiğini söylemek, gerçekleri söylemek, konfor alanını terk etmek zor bir iştir.
Erdemin toplumsal açıdan güçlü bir yanına daha gelirsek, insanlar arasındaki ilişkilere de katkı sağladığını söyleyebilirim. Bir kişinin erdemli olduğu düşünüldüğünde, ona karşı duyduğumuz güven de artar. “Erdemli” bir insan, güveni ve itibarı kazanabilir. O zaman sosyal hayatta işler biraz daha kolaylaşır.
Erdemin “Zayıf” Yanları
Erdemin zayıf taraflarıysa genellikle kişisel ve toplumsal çatışmalarla ilgilidir. Mesela; erdemi bir kenara bırakıp sadece “daha az çatışma”yı hedeflediğinizde, işler biraz karışabilir. Herkesin kendine göre doğru bildiği bir “erdem” tanımı varken, bu tanımların çakışması kaçınılmaz oluyor. Çoğu zaman, “erdemli olmak” toplumsal baskıya dönüşebiliyor. Kimi insanlar, erdemi o kadar ciddiye alıyorlar ki, herkesi bu kalıplara sokmaya çalışıyorlar. Bu, bazen insanların kendilerini baskı altında hissetmelerine, bireysel özgürlüklerin kısıtlanmasına yol açabilir.
Erdemli olmak, bazen insanı sadece “doğru”yu yapmak zorunda hissettirir, ama unutmamak gerekir ki bazen o “doğru” birisinin hayatını zorlaştırabilir. Kısacası, erdemin de karşısında çok güçlü bir “sahte erdem” duruyor. Toplumun size gösterdiği ideal erdem, kişisel özgürlüklerinizin önüne geçebilir. Mesela, “çok iyi insan” olmak zorunda hissetmek, insanın kendi kimliğinden ödün vermesine yol açabilir. Çoğu zaman, kendi kendini kandıran ve başka insanları da buna inandıran “erdemli” tiplerle karşılaşıyoruz. Hayatını başkalarına adamış, sadece toplumun kurallarına göre yaşamak zorunda kalan ama en nihayetinde “maskesini düşüren” çok insan var.
Erdem: Kendi Kendine Bir Sorgulama
Şimdi biraz daha derinlere inelim. Erdemin iyi ya da kötü yanlarından ziyade, bir soruyu kendimize sormalıyız: Gerçekten erdemli olmak, içsel bir değer mi yoksa toplumun bize dayattığı bir “maskemiz” mi? Yani, başkalarına gösterdiğimiz erdemli halimiz, aslında bizim kişisel değerlerimizle uyumlu mu?
Gerçekten erdemli olan biri, toplumun gözünde değer kazanmak için mi erdemli olur? Yani, bir insan, “erkekler ağlamaz” ya da “kadınlar naz yapar” gibi kalıplara takılmadan kendi erdem anlayışını özgürce oluşturabiliyor mu?
Bir kişi, sadece doğruyu yaparak erdemli olabilir mi, yoksa “doğru”yu yapabilmesi için sosyal çevrenin onayı gerekli midir? Burada bir paradoks var: Erdem, herkesin yapması gereken doğru bir davranış olabilir, ancak eğer tek başına kalırsak, bu doğru davranışı gerçekleştirme şansımız ne kadar artar?
Sonuç: Erdem Nedir?
Erdem, her zaman kesin bir tanıma oturtulamayacak kadar çok boyutlu bir kavram. Bu yüzden, “Erdem nedir?” sorusu, bir cümlede verilecek basit bir yanıt değil. Erdem, sosyal yaşamla, içsel çatışmalarla, toplumsal baskılarla ve bireysel kimlik arayışıyla şekillenen bir şey. Herkesin gözünde erdem farklı olabilir, çünkü bu değer, kişisel ve toplumsal bir mücadele alanıdır. Hadi, siz de bunu düşünün. Biraz cesur olun: “Erdem” aslında size ne ifade ediyor?
Erdemin toplumsal ve bireysel anlamlarını sorgulamadan, hepimiz birer “erdemli insan” olmak için mi yaşıyoruz? Yoksa yalnızca toplumun belirlediği kurallara göre mi hareket ediyoruz?